Türkiye’de milyonlarca çalışanı yakından ilgilendiren asgari ücret görüşmeleri, yıl sonuna yaklaşırken hem siyasetin hem ekonominin ana gündem maddesi haline geldi. Artan hayat pahalılığı, enflasyon ve alım gücündeki düşüş nedeniyle sendikalar, 2026 yılı için enflasyon farkının üzerinde refah payı içeren bir artış talep ediyor.
Muhalefet temsilcileri ise son haftalarda yaptıkları açıklamalarda, “mevcut ekonomik koşullarda asgari ücretlinin açlık sınırının altında ezildiğini” savunarak hükümete çağrıda bulundu. Birçok muhalefet sözcüsü, “asgari ücretin sadece enflasyon oranına göre belirlenmesinin çalışanı korumadığını” ifade ediyor.
İktidar cephesinden gelen mesajlarda ise “enflasyonla uyumlu, dengeli bir artış yapılacağı” vurgusu öne çıkıyor. Ekonomi yönetimi, ücret artışlarının bütçe disiplini ve işveren maliyetlerini gözeterek planlanması gerektiğini belirtiyor.
İşçi temsilcileri, alım gücündeki sert düşüşü hatırlatarak, yıllık belirlenen zam oranının çalışanların geçim koşullarını karşılamadığını söylüyor. Özellikle gıda ve kira fiyatlarındaki artışın “asgari ücretliyi gün gün erittiği” savunuluyor.
İşveren tarafı ise enerji, hammadde ve personel maliyetlerindeki artışa dikkat çekerek, “aşırı yüksek bir artışın küçük ve orta ölçekli işletmeleri zorlayacağı” görüşünde.
Her iki tarafın açıklamaları, görüşmelerin oldukça zorlu geçeceği sinyalini veriyor. Siyasi partiler, asgari ücret konusunda hükümete farklı tonlarda çağrılar yaparken, kamuoyu da belirlenecek rakamı yakından izliyor.
Uzmanlar, 2026 yılı asgari ücretinin hem enflasyon hedefleri, hem bütçe dengesi, hem de iş gücü piyasası üzerindeki etkiler nedeniyle kritik önemde olduğunu vurguluyor. Görüşmelerin önümüzdeki günlerde hızlanması bekleniyor.
???? Sendikalar: ‘Refah payı artık zorunluluk’
???? İşveren kanadı: “Maliyet yükü arttı”
???? Siyasi baskı büyüyor
Sosyal Medyada Paylaş:
